Kocaman mavi gözlü, pembe kurdelası ile şirin mi şirin bir oyuncaktı o. Oyuncak köpekti, Köpüş'tü. Pek bir masum bakardı. Bütün gün bırakıldığı yerde dururdu. bazen sahipleri okşarlar severlerdi onu, kucaklarına alır sarılırlardı.
.
Bugün Köpüş'ü salondaki pufun üzerine oturtmuşlardı, pencereye arkası dönük bırakmışlardı, yeşlliklere, gökyüzüne, maviliklere... Ama o gene de dışarıyı hayal etmeye çalıştı. Balkon kapılarının ve pencerelerin açık bırakılmasından, evde kısa kollularla dolaşılmasından anlıyordu, bahar gelmişti.
.
Ağaçlardaki yaprakları düşündü, yaprak olsaydı, baharda açsaydı, rüzgarla savrulsaydı...
.
Yok yok, kış gelirdi sararırdı, dalından ayrılırdı. İstemedi yaprak olmayı. Yakında bir yerden geçmekte olan kuşa takıldı kulağı, göremiyordu onu ama duyuyordu. Çıkardığı cıvıltıları, kanatlarını çırpışını, yaprakları hışırdatışını... "Kuş olayım öyleyse " dedi, "Uçayım göklerde, dans edeyim bulutların arasında güvenle."
.
Yok yok , kuş olmak güzeldi belki ama ona yetmezdi, köpüş konuşmak isterdi, derdini sevincini paylaşmak isterdi. Ötmekle olmazdı tüm bunlar ya da havlamakla, miyavlamakla... Eee ne olmak istiyordu öyleyse Köpüş? Bitki olmak istemiyordu, çünkü bitkiler kısa ömürlü oluyordu, hem de hareket bile edemiyordu. Bir hayvan olmak istese, tamam onlar hareket edebiliyor, gezip tozabiliyor, pek çok şey görebiliyordu ama konuşamıyorlardı. Köpüş, daha farklı, daha güzel bir varlık olmak isterdi.
.
Tam bu düşüncelere daldığı sırada sahipleri geldi eve, gülerek girdiler içeri, kadın mutfağa koştu, "Çok acıktım, hemen sofrayı hazırlayalım" dedi. Adam ona sarıldı "Canımsın" dedi. Gülümsediler birbirlerine...
.
Köpüş, onları görebiliyordu, zaten genellikle bakardı her ikisine de, izlerdi sessizce. Bazen bugünkü gibi neşe içinde olurlardı, bazen sıkılır dışarı çıkarlardı ya da arkadaşları, aileleri gelir konuşur şakalaşırlardı, bazen saatlerce birbirlerinin gözlerine bakarlardı, kimi zamansa çılgınca bağırıp çağırıp ağlaşırlardı, birbirlerine kötü davranırlardı, ama illa ki barışırlardı.
.
Düşündü Köpüş, galiba dünyadaki en şanslı varlık "insan"dı. İnsan olsaydı eğer kim bilir nasıl mutlu olurdu. İnsanlar bazen farkına varamasalarda, isyan edip haykırsalar da mutluluk en fazla onların hayatlarındaydı, insan olmaktaydı, insan olarak doğmaktaydı...
.
.
.
İşte bu da benim kelimelerimle, Köpüş'ün ağzından dökülen Mutluluk tanımı... Sevgili Mebrule'nin daveti ile "Mutluluk Nedir?" konulu oyuna katılmış oldum, bu yazıyı yazmış oldum, sizlerle paylaşmış oldum, kendisine çok teşekkür ederim. Ne yazıkki üzerine tıkladığınız da sizleri Mebrule'nin sayfasına götüecek linkleri yapmayı bilmiyorum, ama onun sayfasındaki mutlulukları da okumanızı tavsiye ederim, mutlaka bir uğrayın.. (www.mebrule.blogspot.com)
Bu arada ben de birilerini bu oyuna davet etmek istiyorum çünkü düşünürken insan hayatında ne çok mutluluk olduğunu bir kez daha anlıyor. Eğer vaktiniz olursa sevgili YAMAN TARİFLER, ACEMİ ŞEF ve KURABİYE mutluluğu tanımlar mısınız bize?
Sevgilerle...


